|
Sakın Elimi Bırakma
Ilık rüzgarla gelen bir müzik sesiyle dalıverdim
uzaklara; "Aşık olmak günahsa ben bir günahkarım, pişman
değilim tanrım
" diyordu yumuşak bir ses
bir sızı
saplandı ilk önce kalbime
sensizlik yüreğimi yakıyordu,
sana hasrettim
sarı kurumuş yapraklar arasında yürürken
rüzgarın yüzüme vurmasıyla kokunu duydum sanki
yalnızdım
mutsuzdum, sen yoktun
ebediyen gitmiştin
Şimdi yanımda olsaydın kollarınla beni sarar, yüzüme
dağılan saçlarımı parmaklarınla düzeltirdin.. iki
taraftan kulaklarımın arkasına sıkıştırır, "Böyle daha
güzel aşkım"derdin
yüzüme düşen saçlarıma tuzlu
gözyaşlarım karışıyor şimdi. "Sakın ha ağlama, seni
birgün bile ağlarken görmek istemiyorum" derdin bana
şimdi bir yerlerden bakıyorsa gözlerin üzülüyorsundur
ama gözyaşlarıma söz geçiremiyorum sevgilim... Hani biz
sonsuza kadar mutlu olacaktık? Hani birbirimizi
terketmiyecektik? Neden beni tek başıma bırakıp gittin
aşkım.? Kaza haberin geldiğinde inanamadım
evimizden
nasıl çıktığımı bile hatırlamıyorum
hastanede seni öyle
kanların içinde baygın bir şekilde görünce dünya başıma
yıkıldı
elini tuttum ve sen gözlerini açtın "Sakın ha!
Sakın elimi bırakma" dediğin zaman bile "Gözlerindeki
ormanda yağmur yağmasın" dedin
yanaklarımdan süzülen
sicim gibi yaşlar yüzüne döküldüğünün farkında bile
değildim.. ameliyathanenin kapısına kadar elini hiç
bırakmadım ve mecburen elini ayırdılar benden
saatlerce
o odada kaldın
çıktığın zaman komadaydın
doktorlar
ümitsizce gözlerime bakıyordu
seni odana götürdüler..
neydi, neden o makinaları vücuduna bağlamışlardı.? Sen
yaşayacaktın.. beni bırakmayacaktın yemin
etmiştin..yavaşça elimi elinin üzerine koydum.. hiç
kıpırdamıyordun
günlerce başucunda bekledim
farkında
bile değildin
hep uyuyordun
yanında seni beklerken;
geçirdiğimiz günler bir film şeridi gibi gözlerimden
geçti
beni kızdırmaların, sinirletmelerin ve ondan
sonra gönlümü almak için bütün evi ben yokken çiçek
bahçesine çevirmen
doğumgünlerimizde birbirimize
aldığımız müzik kutuları
hani son doğumgününde sana
mavi bir kazak almıştım da hemen giyip mankenlik
yapmıştın ya ve ben seninle dalga geçmiştim sen de
pastayı alıp yüzüme yapıştırmıştın ve sonra da bütün evi
pastayla alt üst etmiştik
ne kadar deliymişiz, ne kadar
aşıkmışız
mavi kazağını son gördüğümde kanlar
içindeydi.. kaza günü onu giyiyormuşsun meğer
çok
sinirlettin beni, nasıl çıkacak şimdi kazaktaki kan
lekeleri? Olmadı şimdi, iyileşir iyileşmez kazağını sen
yıkayacaksın.. onu sana ben aldım atmak olmaz ki
Hala
uyanmadın
bir hafta geçti hiç bir kıpırtı
yok
doktorların biri gidiyor biri geliyor.. söyledikleri
hiçbirşeyi artık anlamıyorum.. bu arada o yağmurlu gün
geldi aklıma.. bisikletlerle yarış yaptığımız o gün..
hani ani bir yağmur başlamıştı da eve zor yetişmiştik..
balkonda durup yağmuru izlerken bir gün bebeğimiz olursa
ismini Yağmur koyalım demiştik
bizim yağmurumuz yaz
yağmuru olsun demiştik
Ve bir gün daha geçti işte,
yanında sen o yatakta hareketsiz yatarken bir gün daha
geçti
elim elinde.. ve başım yatağın yanında, kendimden
geçmişim.. ve aniden elin elimde kıpırdadı.. aniden
kırmızı, şiş gözlerimi sana çevirdim
ve gözlerini
açtın
o halinle bile gülümsüyordun bana
dudaklarına
küçücük bir öpücük kondururken sessizce gözlerimden yine
bilinçsizce tuzlu gözyaşlarım dudaklarına düştü
kızar
gibi yine baktın bana
"Tamam" dedim "Ağlamıyacağım
"
Gözlerime baktın buğulu
hiç beklemediğim bir anda
dudakların kıpırdamaya başladı "Affet beni" dedin,
"Birbirimizi terketmiyecektik, hala daha da seni
terketmedim ama
." dedin ve gerisini duymak bile
istemiyordum, parmaklarımla dudaklarını kapattım,
"Konuşma, yorulma, sonra konuşuruz" dedim ama başınla
"Şimdi" dercesine işaret ettin
"Şehre inmiştim,
yıldönümümüz için beğendiğin tek taşlı pırlanta yüzüğü
alacaktım, aldım da
yanında 25 tane gül vardı, arabanın
torpido gözünde yüzüğün, koltukta da güllerin vardı"
dedin
ve devam ettin "Hayatımda geçirdiğim en güzel
yılları seninle paylaştım, gözlerim, kalbim hep yanında
olacak, arabadan emanetlerini almayı unutma" dedin bana
gözlerimdeki yaşları artık durduramıyordum
"Bir dahaki
sonbahara yürüdüğümüz yolda yanlız yürüyeceksin ve çok
güçlü olacaksın, beni affet aşkım seni bensiz
bırakıyorum, seni canımdan çok seviyorum, son bir öpücük
ver bana" dedin ve bir elim elinde bir elimle alnını
okşarken istediğini yaptım dudakların sıcaktı ve aniden
makineden ince bir ses geldi, elin elimden kopuverdi
.
Gözlerin yavaşca kapandı
. Doktorlar koşup geldiler
öylece orda kalıverdim hareketsiz kaldım, donmuştum, sen
yoktun artık
doktorlar seni götürdüler
artık sen
yoktun, yanlızdım.. Ve şimdi sensiz geçen ilk
sonbahardayım
yürüdüğümüz yolda kurumuş yaprakların
arasında tek başınayım. Arabadan bana getirdikleri
emanetlerimin biri evde diğeri parmağımda
yüzüğünü
yaşadığımı sürece parmağımdan, güllerini yatağımın
yanından hiç ayırmayacağım
mavi kazağını yıkadım,
temizledim
yastığının üzerinde duruyor.. Hazan
mevisimi, hüzün mevsimi
aşk mevisimi.. ayrılık mevsimi
Kulağımda bana söylediğin şarkıyla yürüyorum tek başıma
söz verdiğimiz gibi sarı yapraklı yolda....
"SANA RÜYA DIYEMEM, SENDEN UYANAMAM KI
NEREDE OLURSAN OL, SENINLEYIM BEN SANKI
BULUTLU GÜNEŞIMSIN, SEVGILIMSIN BENIMSIN
YAZ YAĞMURUM, KIŞ GÜLÜM, NEŞEMSIN KEDERIMSIN
SENINLE DOLU DÜNYAM, GÜNDÜZÜM GECEM SENSIN
ÖLSEMDE AYRILAMAM, BENLIĞIM RUHUM SENSIN..."
Biliyorum her an her saniye benimlesin, beni izliyorsun.
Iyi ki şarkılar var ve şiirler. Sen sözünü tutmadın,
beni bırakıp gittin. Belki birgün aşkım... Bu yağmurlar
diner ve biz yine birlikte oluruz hiç ayrılmamacasına.
"HER YERDE HATIRAN VAR, HERŞEY SENINLE DOLU
HERŞEYDE SENIN IZIN, BU YOL AŞKININ YOLU
ALAMAZ BIN SEVGILI KALBIMDEKI YERINI
SANKI IÇIMDE AÇAR BU SARMAŞIK GÜLLERI.... "
Iyi ki şarkılar var... |