|
BİR PORSİYON AŞK ALABİLİR MİYİM?
Naif KARABATAK
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte,
ülkeler arasındaki sınırlar da kalktı. Değer
verdiğimiz bir çok şey gibi aşk ta dejenere oldu.
Mevsimlik aşklarımız revaçta şimdi. Hazirandayız.
Yaz aşkları başladı. Bu yaz kimi sevelim. Onda,
bunda, şundadır mı oynasak? Nedir bu aşk bir oyun
mu, ne oynuyoruz.? Çelik çomak gibi bir şey mi?
Maalesef aşkın o derin anlamını
yitirdik. Ferhatların, Şirinlerin yaşadığı aşkı,
aşktaki o varılmaz yüceliği kaybettik. Aşkı; o kadar
basite indirgedik ki, sadece güzellik ve sadece
cinsellik olarak kabullenmeye başladık ve sonuçta
basitçe, kabaca, hoyratça bir kelime olan sıvı
aktarımı olarak algıladık ya
Ekstra olarak gördük
ya
. Aşk sonunda bir porsiyonluk bir yiyecek halini
aldı.
Ama öyle mi? Aşk bir porsiyonluk,
bir gecelik, tadımlık bir şey mi? Aşk; var olmamızın
sebebi. Aşk; dünyanın oluşumunun nedeni, aşk;
yaşamamızın sebebi değil mi?
En ulvi, en kutsal, en kavuşulmaz ve
aynı zamanda yanı başımızdadır da aşk. Aşk her an,
her zaman, her yerde karşımıza çıkabilir. Önemli
olan aşkı kalbimizle, beynimizle birleştirerek, ona
içten, samimi bir hoş geldin diyebilmektir.
Aşkı cinsellikten, cinsi duygulardan
arındırmamız lazım. Aşkı layık olduğu yere
oturtmamız lazım. Aşkı öldürmeye, süründürmeye hiç
kimsenin hakkı yoktur. Aşkı dejenere etmeye neden
kalkışıyorsunuz? Aradaki gerçek aşkları nasıl
arayıp, bulacağız? Aşkı gösterin bana. Ben aşkı
arıyorum.
Aşkları mecnunlaştırmalı,
Leylalaştırmalı, Ferhatlaştırmalı,
Şirinleştirmeliyiz artık. Aşkı yaşamalıyız. Aşkı
yaşatmalıyız. Geleceğimiz buna bağlı çünkü. Her
güzel şeyin arkasında sevgi vardır. Her kötülüğün
arkasında şeytan olduğu gibi.
Hiç sevgilinizle el ele tutuşurken,
kırlarda dans ederken, kelebeklerin kıpırtısı gibi
heyecan yaşadınız mı? Yada kalbiniz yerinden
fırlayacak hal aldı mı, ya o tatlı o anlatılmaz
duygularla yoğunlaştınız mı? Alt tarafı bir el
tutuşmak değil mi sonuçta. Ama basit değil o kadar.
Aşkın elini tutmak, sevginin elini tutmak, yaşamın
elini tutmak, dünyanın elini tutmak gibi bir şey,
kavurucu bir kor gibi.
Yeni Mecnunlar, Leylalar mı
arayalım, yoksa onlar yanı başımızda da bizler mi
görmüyoruz. Bakmayı bilmiyoruz aslında. Herkesin bir
mecnunu ve bir Leylası vardır. Kalbimize sormasını,
kalbimizle konuşmasını öğrendiğimiz zaman Mecnunu ve
Leylayı bulacağız. O zaman aşkın o anlatılmaz
anlamına biz de bir anlam katacağız.
Hiç aşkınızla göz göze geldiniz mi?
Bakmaktan korktuğunuz an oldu mu?, Peki o tatlı
mahcubiyeti yaşadınız mı? Aşk ile göz, göz ile kalp,
kalp ile beyin, beyin ile tüm vücudun bir ilişkisi
vardır. Tümünün uyumuyla o aradığımız aşk
doğmaktadır.
Ama bir porsiyonluk aşkların
yaşandığı, sonucunun bir sıvı aktarımı olarak
algılandığı bir dünyada aşk mı arıyoruz. Boşuna bir
çabamı benimki? Ne dersiniz? gerçek Mecnunları,
Leylaları bulabilecek miyiz? Neredesiniz Mecnunlar,
neredesiniz Leylalar? elma dersem çıkın diye mi
bağırsak yoksa.
Aşkı; çıkarsız, sebepsiz, nedensiz,
amaçsız yaşamaya başladığımızda, kimliğini onunla
özdeşleştirdiğinde, tamamen onu yaşamaya
başladığında, her anında, her yanında, her nefesinde
o olduğunda aradığım Mecnun ve Leyla sensin...
Yanıma kadar gelebilir misin?... Aşkı, gerçek aşkı
görmek istiyorum. Bıktım artık bir porsiyonluk
aşklardan.! Verin bana aşkları!. Ben aşklarımı
arıyorum..! Bir porsiyonluk aşkları alın benden,
alın bizden, çıkarın dünyamızdan

|